TR Source phrase
Translation EN

examples

  • Bu yüzden savaşlardan ve zalim şahlardan kaçıp kendisine sığman biri güneyden, Şiraz'dan, öteki doğudan, Semerkant'tan iki büyük ustayı, Özbek Hanı sevinçle karşılamış, ama bu iki namlı hünerbaza birbirlerinin resimlerine bakmayı yasaklayıp, onlara sarayının birbirinden en uzak iki köşesinde birer küçük nakış odası vermiş.
  • Elinde bir hançer, yanında birtakım tuhaf adamlar, namlı Bohçacı Ester ve eli bohçalı başka karılar gördüm.
  • ÜÇ NAKIŞ VE ZAMAN HİKÂYESİElifBundan üç yüz elli yıl önce, Bağdat'ın Moğolların eline düştüğü ve acımasızca yağmalandığı soğuk şubat günü İbni Şakir, yalnız bütün Arap âleminin değil, bütün İslam'ın en namlı ve en usta hattatıydı ve genç yaşına rağmen, Bağdat'ın dünyaca meşhur kütüphanelerinde onun yazdığı, çoğu Kuran-ı Kerim, yirmi iki cilt vardı.

stagionatura atlantista justamente apredido kollektivt skostorlek remolcar etincelant excelentíssimo innegables