TR Source phrase
Translation EN

examples

  • Ama çıkış tüneli her üç, üçbuçuk metrede, başka tünellere ayrılıyordu, bu yüzden bu cam labirentte kaybolmak işten bile değildi.
  • Mat bu labirentte bir yerde miydi?
  • Kumlu sıcaklık derisini dürttü, dikenli çalı çitlerden oluşan labirentte koştururken uzun zaman önce boğazı kurumuştu.
  • ”“Taş labirentte dolaşırken birdenbire bir kalabalığın hücumuna uğradık, sonra da dağılıp kaçtılar.

porslins valija kominukator diarista ekscentryk stjernetegns 癒される remilgoso istaminico svegliano