TR Source phrase
Translation EN

examples

  • Artık iyice kokan iki günlük bir ceset değil de sanki ölmekte olan biriymiş gibi, ben "La ilahe illallah," dedim ki, ölmeden tekrarlasın ve son sözü bu olduğu için Eniştem Cennet'e gitsin.
  • En fazla yarım günlük bir yolculuk.
  • “Aynı zamanda, buraya bizimle aynı sebep için geldiklerini tahmin ediyorum: herhangi bir yönde, bir günlük mesafe dahilinde tek kolay su kaynağı.
  • Kokular o kadar güzel geliyordu ki –iki günlük açlık her şeye hoş bir tat verirdi, ama burası al’Vere Hanım’ın mutfağı kadar güzel kokuyordu– Rand’ın midesi guruldadı.
  • “Fal Dara’ya iki günlük yolumuz olduğunu sen söyledin.
  • Yanıtı, yeryüzünden şimdiye dek gelip geçmiş olan tüm öğretmenlerin klasik yanıtıydı:— Bu günlük bu kadar yeter.
  • Bu arada, müşterilerinin ısrarlı talepleri arasında kendisi için daima birkaç günlük kısa, lüks tatillere zaman ayırıyordu.
  • Eski cellatların hikâyelerinden] Boğaz'ın sularının çekileceği felaket günlerine, kılık değiştiren paşalardan kültür tarihimizde kalmış esrarlı cinayetlere, karlı gecenin aşk hikâyelerin- j den yüzlerimizin üzerindeki anlamın sırlarına, İstanbul'un ücra ve karanlık f köşelerinden gülünç ve tuhaf kişilerine, yakın tarihimizden günlük hayatımızın unutulmuş ve şaşırtıcı ayrıntılarına kadar uzanan bir arayış.
  • Bu hızla, Beyazköprü’ye on günlük yolumuz var.
  • “Neden bilmiyorum, ama şu ana kadar gerçekten, normal bir şey, yani, gezegendeki günlük ha, yata dair bir şey görmedik.
  • Rand ürperdi, çevresine, ceviz lambrili duvarlara, meşe korkuluklara, sağlam günlük eşyalara yoğunlaşmaya çalıştı.

lapicero impresionados comprimé princeska transparant enchanteurs kurva intocmai.ro magnetbånd viscuous