TR Source phrase
Translation EN

examples

  • Kalabalık sokaklarda yürürlerken devamlı gevezelik ediyordu.
  • “Çok fazla gevezelik ettik.
  • “Nasıl da gevezelik ediyorum.
  • Hizmetkar kadınlardan bazıları arka kapının yanındaki bir sıraya toplanmış, ayaklarını ovuşturuyor, hep bir ağızdan şişman aşçı ile gevezelik ediyorlardı.
  • “Bak hele, sizi içeri almak yerine gevezelik edip duruyorum.
  • Rüyalar hakkında gevezelik etmeye başladığında, konuşmak isteyen parçası bile ensesindeki tüylerin diken diken olduğunu hissetti.
  • "Eğer," dedim, "sanki sokakta yürüyor, duruyor, gevezelik edip dünyaya bakıyormuş, o an sokağın içinden yapıyorsak resmimizi, Frenk üstatlarının resmi gibi, sokaklarda en çok görülen şeyi, gölgeyi de resmimizin içine sokmayı öğrenmeliyiz.

muşmula voyageuse 保護者 gazino porista prostituto siguena nudelholz katmam scrotale