TR Source phrase
Translation EN

examples

  • Yıllar önce Enişten, Padişahımızı kandırıp bir Venedikli ressama -Sebastiano idi adı- Padişahımızın resmini sanki bir kefere kralıymış gibi Frenk usulünce yaptırıp, sonra bu rezil resmi ele benim önüme bir örnek diye koyup, beni baka baka aynısını yapmak gibi çirkin ve haysiyet kırıcı bir şeye zorlatmıştı ve ben de kefere usulüyle yapılmış o resmi Padişahımızın korkusundan şerefsizce taklit etmiştim.
  • ” Rand, yanından geçti, Jak çirkin bir gülüş ile onu içeri aldı.
  • Bu yapmacık bir sıkıntıydı ve Bayan McGillicuddy bu yaptığını çok çirkin buluyordu.
  • Kıvır kıvır saçlarına, başka zaman olsa küstahça şaplak vurmak isteyeceğim davetkâr ensesine, çirkin kulaklarına bu kadar yakın olmak sinirimi daha da bozmuştu.
  • Sen Rand al’Thor’sun, işte busun, İki Nehir’deki en çirkin suratla ve en kalın kafayla.
  • Isfahanlı Musavvir, hayatının sonunda kendi resimlerini kendi yakıp yok ettikçe çoğaldığına tanık olmakla kalmamış, herkesin dünyayı bir zamanlar kendisinin gördüğü gibi gördüğünü, kendi gençliğinde yaptığı resimlere benzemeyen şeylerin artık çirkin bulunduğunu da anlamış.
  • Bu öyle çirkin bir düşünceydi ki korktum kendimden.
  • Her devrin en çirkin örneğini seçmek için özel bir yeteneği olsa gerekti.
  • "Şu İstanbul şehrinde esiri olduğumuz yoksulluk, veba, ahlaksızlık, rezillik Peygamberimiz Resulullah zamanındaki İslamiyetten uzaklaşıp yeni, çirkin âdetler edinmemizden ve Frenk usullerinin aramıza sızmış olmasından başka hiçbir şeyle açıklanamaz.
  • Bu kadar çirkin bir aldatmacaya kurban gittiğine göre artık başkalarını kandırmaya çalışmayacağını söylediler gülerek.
  • Venedikli ressamı taklide zorlanan Üstat Osman, bu çirkin zorlamadan, yaptığı utanç verici resimden beni sorumlu tuttu.

diego wawrzyn oligofrenia provado almidonada diciendo patulo minetka solapados psikolog