TR Source phrase
Translation EN

examples

  • "Tezhip yaparız, kenar süsü buluruz, cetvel çeker, sayfaları renkli altınla parıl parıl süsler, en güzel resimleri biz yapar, dolapları, kutuları şenlendiririz.
  • Bir köşede sayfalara cetvel çekerken hayaller içinde dalıp gitmiş hülyalı genç nakkaş rahlesinden başını kaldırıp, bana, en gerçek masalı şimdi anlat, dercesine ötekilerle birlikte baktı.
  • Renk karıştırmakta, cetvel çekmekte, sayfa istifinde, konu seçiminde, yüz çizmekte, kalabalık savaş ve av meclislerini yerleştirmekte, hayvanları, padişahları, gemileri, atları, savaşçıları, âşıkları resmetmekte, nakşın içine ruhun şiirini dökmekte, hatta, tezhipte de en usta benim.
  • Hani cetvel çekerken dilini yanağına -çizgi sayfanın sağına yanaşıyorsa sol yanağa, soluna yanaşıyorsa sağ yanağa- dayayan bir şehla cetvelkeş vardı.
  • Tezhipten cetvel çekmeye elinden her şey kolayca gelir ve en iyisini yapar.
  • Çıraklık yıllarında hepimizin yediği dayakların, cetvel içleriyle yanaklarımız kıpkırmızı kesilene kadar tokatlanmamızın, mermer mührelerle tıraşlı kafalarımızın dövülmesinin acısını ise, işkence yöntem ve âletlerini gösterir ilkel bir kitabın sayfalarını utançla çevirirken hissettim.

asociado bröllopsresa polochons personerna gambe caloso pantruca incommoder allenare incansablemente