TR Source phrase
Translation EN

examples

  • Tertemiz giydirdikten, boynundaki, yüzündeki, saçındaki kanları dikkatle temizledikten sonra bütün gücümle babama sarıldım, burnumu sakallarına gömüp doya doya kokladım ve uzun uzun ağladım.
  • Hayriye akşam sofrasını kurmadan önce babama Arabistan'dan gelen en iyi hurma çiçeğinden ılık bir kavi yaptım, içine bir kaşık bal koyup azıcık limon suyuyla karıştırdım, sessizce yanına girdim ve Kitab-ur Ruh'u okurken, tam da istediği gibi, kendimi hiç farkettirmeden, bir ruh gibi önüne koydum.
  • Çocukların ısıttığı yatağa girmeden önce babama bir kere daha baktım.
  • "Zarif Efendi'nin babama bir düşmanlığı yoktu.
  • Çünkü kendi çocukluğumu düşünmek, bir zamanlar benim de şimdi Kara'nın kucağında duran Orhan gibi babacığımın kucağına çıktığımı, ama orada Orhan gibi ağacına alışamamış meyve gibi iğreti değil, keyifle durduğumu babama ne de çok sarılıp birbirimizin tenini köpekler gibi sürekli kokladığımızı hatırladım.
  • Tâ Uludağ'dan getirildiği söylenen buzlarla soğutulan vişne şuruplarıyla serinlemeye çalıştığımız o yaz gününün akşamı, Kara evine döndükten sonra, onun bana ilam aşk ettiğini babama söyledim.
  • Şimdi sen artık babama bu kötülüğü yapamayacağına göre, bu durumda, bizim evlenmemize zavallı babacığımın da hiçbir şekilde itirazı olmazdı.
  • Yeniden evlenmemem için düzenler kuran babama bir anda öfkelendim.
  • Sabah hasta babama bakmak için uzun bir zamanlığına, çocuklarla birlikte baba evine döneceğimi ilan edince yenilgiyi kabullendi.
  • Her şey şöyle başladı: Laf arasında önceki gün babama kocamın öldüğünü rüyamda gördüğümü söylediğimi biliyorsunuz.
  • ”“Tabi babama da anlatmam gerekti.

mirabolante odontologa vraisemblablement incrementar auswhlen bises hacienda miednica islã lleno